Yazıcak bişi bulamayan sıkıcı bi insanım. Son günlerde beğendiğim gruplardan bahsediyim. hım evet. Benim last.fm'de Music is my boyfriend. diye kurduğum grup 570 kişi oldu. Fikir güzel elimde değil napiyim. Ondan sonracıma, çok sevimsizim bugün. Sevimsiz yazıcam. Sosyomat diye bi siteye üyeyim popülerleşiyor ve yonjalaşıyor gittikçe ama ben daha deneme aşamasındayken üyeydim, böyle olacağına kestiremedim mi kestirdim ama zaten yonja var kaçın durumu bir insan değilim. Benim özellikle sevmediğim durum bazı insanların sürekli ona sataşıyım buna laf sokıyım aman da salak demiş salak üniversite mi olurmuş hemen türk dil kurumunun sözlüğünü açıp salak kelimesinin tanımına yapmalıyım (evet) diyen salaklardan bulunması. Olsun gene de buyrun sosyomat adresim, arkadaş listeme eklenme talebinde bulunmadan önce kendinize sorun sizi niye ekleyeyim diye. Eklemem tanımadıklarımı. Sevimsizim ondan bugün böyle yazıyorum. Saat da sanki sabaha karşı 5. Normal o zaman. Uyuyım.
30 Eylül 2006
24 Eylül 2006
Clementine (Rapidshare)
Bir arkadaşım Clementine'ın ilk bölümünün rapidshare linklerini verdi, ben hiç izlemedim benden biraz daha eski galiba, indirip izliycem. Araştırırken çizgifilmin yaratıcısıyla yapılmış bir röportaj buldum (Türkçe) . Bir de burda çok ayrıntılı güzel bir yazı var.
Le Sinistre Mollache (İlk Bölüm)
part1
part2
part3
Konusu: Bu çizgi film'in konusu temel olarak Clémentine adındaki bir kızın etrafında geçiyor. Bir gün şehire Molâche (Molaş) adında bir sirk gelir. Aslında sirk Malmotte (Malmot) adında bir ateşten bir şeytanın kontrolü altındadır. Malmotte'un bir hizmetkarı olan Molâche, Clémentine'in bineceği uçağı sabote eder ve uçak yere çakılır.
Çarpışmadan sonra Clémentine kendini Malmotte'nin mağarasında bulur. Ama mavi bir balon içinde uçan Héméra (Emera) adındaki bir "peri" tarafından kurtarılır. Héméra, Clémentine'e onu zaman içinde yolculuklara çıkarmaya söz verir. Clémentine gözlerini bir hastanede açtığında acı gerçeği farkeder. Artık yürüyemeyecektir, çünkü çarpışmanın ardından ayakları felç olmuştur. Gündüzleri tekerlekli sandalyeye mahkum yaşayacaktır ama geceleri Héméra ile zaman yolculukları yapıp maceralara atılacak ve Malmotte'un iblisleriyle savaşacaktır...
alıntı: anime.gen.tr
Vakit:
15:30
19 Eylül 2006
pLaylist yaptık
Nesliyan beni hep gaza getiriyo bloga yazmam için. Konuşuyoruz bazen espriler falan oluyor komik oluyor ama böyle bloga yazarken espiri yapılmıyor ki tek başına. Zaten blogumun da eğlenceli olmak gibi bir amacı yok. Hıh. Her neyse biz nesliyan^la beraber kadınlara özel şarkılar playlisti yaptık. Biraz abuk şeyler de var küçükken sevdiklerimiz felan. Dido falan da var. İsteyen terkedebilir. Şöyle sırası karışık hazırladık...
sia - breathe me ♥ /midaircondo - serenade ♥ /under byen - plantage /au revoir simone - stay golden ak-momo - woman to control /diving with andy - balancing my head /emiliana torrini - to be free ♥
client - the chill of october /mono - life in mono ♥ /shivaree - goodnight moon /garbage - milk
smoke city - underwater love ♥ /miss kittin - happy violentine /portishead - glory box ♥
air - playground love /cocorosie - terrible angels /dido - who makes you feel /feist - inside and out♥
everything but the girl - missing /zero 7 - in the waiting line ♥ /goldfrapp - daha seçmedim..
hooverphonic - mad about you /tricky - dear god /the knife - marble house ya da i'min love wt yor brother diye başlayan o şarkı. /emiliana torrini - baby blue♥
♥: En sevdiklerim.
Vakit:
22:49
18 Eylül 2006
♥ The Long Blondes - Christmas Is Cancelled
♥ Hollywood Jills - He Makes Me So Mad
♫ Bedroom Walls - In Anticipation Of Your Suicide
♥ Julie London - Cry Me A River
♥ Betty Roche - Trouble Trouble
The Arrogants - Don't Die Before Your Day
The Free Design - A Man & A Woman
Bee Gees - Holiday
Shirley Ellis - Name Game
The Sweaters - Freddy My Love
Pinks - Heartfog
Harmonica - Boys & Girls (They Kiss At Night)
♥ Under Byen - Plantage (Bu acayip bişi)
Vakit:
13:59
Recent Keyword Activity..
Google'da böyle garip garip şeyler aratıp benim blogumu bulanlarınız var, evet.
benim güzel ponny
happy together çılgın cuma
benim için üzülme midi karaoke
kül kedisi bedava çizgifilmleri
o benim muhallebim
Vakit:
00:14
17 Eylül 2006
Das Parfum
Okuduğum en etkileyici kitaplardan biri olan Patrick Süskind'in Das Parfum'u Alman yapımı olarak sinemaya uyarlandı ve hatta 14 Eylül'de gösterime girdiği yazıyor. Yakışıklı ve 80 doğumlu bir oyuncu (Ben Whishaw) oynatmışlar Jean-Baptiste Grenouille rolünde filmin çekici unsuru olarak yer alsın diye. Benim kafamdaki grenouille klişe olacak ama john malkovich idi. Çok seviyorum kötü ama dahi karakterleri john malkoviç'in oynamasını o kadar alışmışım ki gerçek hayatta onu normal sıradan bir erkek olarak görmeye katlanamam heralde.
Kitabın bende yarattığı etkilerin en önemlilerinden birisi kitap etkisi vermemesi çünkü okurken içine girebildiğim ve kafamda filmini çekebildiğim nadir kitaplardan. Kabul ediyorum ki fazla kitap okuyabilen birisi değilim şu sıralar çünkü ne okuyacağımı bilmiyorum (tavsiyelere açığım) ve de son zamanlarda okuduğum kitaplar bende yazara acıma hissi bile uyandırdı. Ve de çoğu kitabı iki üç sayfasında salak bu kitap deyip bırakıyorum pof. Herneyse, koku ismiyle çevrilen süskind'in bu kitabını herkese tavsiye ediyorum filminden önce okunmalı bence. Sanırım kitaptan öğrendiğim en aklımda kalıcı şey, bir insanın en gerçek kokusunun dirseğinin iç kısmından anlaşıldığıydı. Kitabı arkadaşımdan alıp tekrar okuyacağım. Çok zaman önce okumuştum. Çok dağınık yazıyorum. Kitabın hikayesi şöyle, dünyaya geldiği yerden beri hiç kimsenin emzirmek istemediği sevmediği bir bebek olan jean baptiste aslında bütün bebeklere has olan en önemli ve güzel özelliği, yani insanın kendine has kokusunu kendinde barındırmıyordu, bu hayalet olmaktan farksız bir özellikti onun için, aynı zamanda kokulara karşı hassasiyeti de normal insan duyarlılığından oldukça fazlaydı. Bu durum onu hem zirveye taşıdı hem de tehlikeli bir katil olmasına sebep oldu.
Trailer
Vakit:
12:06
14 Eylül 2006
Scrubs konu başlığı.
Ya bugün scrubs'ın yeni sezonunun ilk bölümü vardı izledim izledim ama ilk reklamlar çıkınca canımın sıkıldığını farkettim sonra düşündüm neye sıkıldı diye evet, bıktım artık türklerin arap zannedilmesinden. Neydi ya o kafası cüppeli adam yani basbaya arap kılıklı bir adamdı türklerle pek bir alakası yok. Bir de gözümden kaçırdım, jd orda türkçe bişiler söyledi galiba, anlaşılır gibi değildi gece tekrarını izlicem çok merak ettim :) Eğer arapça söylemişse hakkaten yuh ama. Neyse ben buna gıcık oldum sadece. Bi de şurda bu konuyla ilgili bir yazı varmış.
Onun dışında farkettim ki algılamam da tatilden çıkamamış ekrana boş boş gözlerle bakıp hiç bişiyi doğru düzgün takip edemeden izlediğimi farkettim. Scrubs'ın temposuna alışmak zor.
edit: hahaaha ben de hintliyi arap zannetmişim. Hatta sih denirmiş öyle türbanlı adamlara. Scrubs araştırmadan etmeden ayıp etmiş. cık cık cık. Burda detaylı bir yazı bulunmakta. Bir de orda hakkaten "o benim muhallebim omar" demiş jdcik. Bu da ekşiden alıntı. İkinci izleyişimde de anlayamamıştım çünkü:)
Vakit:
21:21
04 Eylül 2006
Don't Fuck With Love
Pek güzel bir kısa film..
http://www.dontfuckwithlove.com/
The Sad Little Stars isimli grubun çalışması, biras araştırdım, new york'lu iki kişiden oluşan tatlı melankolik bir grup. Ayrıntılı bilgi cdbaby'den okunurken albümlerinin bazı şarkıları benim şu an yaptığım gibi dinlenilebilir. Ama bu video'nun şarkısı en güzel şarkı gene de. Herhangi bir şey ne kadar fazla duyuya hitap ediyorsa sevilme olasılığı o kadar kat artıyor. Farkedilme ve akılda kalıcılık daha fazla olduğu içindir muhtemelen. Yoksa normalde bilmem kaç kere dinleyip de anlamsız gelen bir şarkıyı bir filmde güzel bir sahne eşliğinde dinlediğimizde aklımızdan silinmemesini nasıl açıklayabiliriz. Ya da bir şarkının sözleri üstüne kafa yorduktan sonra..
Vakit:
22:40
That 70's Show
Ya ben That 70's Show 'u özledim ya ne çok seviyordum o diziyi, neyseki YouTube denen bişi var ya izleyip izleyip özlem gideriyorum. Ama cnbce yetkilileri lütfen bu diziyi yayınlayın ya her akşam aynı saatle ilk bölümlerinden itibaren izleyelim :) Şimdiye kadar yapılmış en cici gençlik dizisi.
link#1: Grease'deki You're the one that i want şarkısının çaldığı sahneyi canlandırıyorlar.
link#2 : Fez müzikalde mi ne oynuyor bu bölümde, ortalarından sonra Turtles'ın Happy together şarkısını söylüyorlar. Çok tatlı bu bölüm:)
link#3: Deminki bölümün devamı. Başında i'm a joker şarkısını söylüyorlar.
link#4: Çekim hataları!! (Bloopers)
Vakit:
20:21
03 Eylül 2006
Down To Grease On Holiday
Grease müzikalinin farklı bağımsız gruplar tarafından yorumlarının mevcut olduğu, internet üzerinden indirilebilinen albüm. Pek klasik yorumlar olmamış ben daha bir kaç tane indirdim henüz dinlediklerim öyle yani. Ama fikri sevdim ne yalan söyliyeyim internet üzerinden de indirilebilir yapmaları çok hoş. -> ♫Link
Vakit:
16:25
Janet Klein & her Parlor Boys
Janet Klein ve orkestrası 20 li ve 30 lu yılların kabare müziğini yapıyorlar, kendi dizayn ettiği sevimli ukulelesi, vintage saç modeli ve başından eksik olmayan bir çiçekle sahneye çıkan bu hanımefendi ve grubunu canlı izlemek isterdim.
Put A Flower To LoveHurry On Down
Sittin' On A Rubbish Can
Nuages
"Yiddish Hula Boy" Becky I Ain't Comin' Back
Squirrel Nut Zippers sevenlerin bu grubu da sevme ihtimali yüksek. Özellikle ben Katherina Whalen'in vokalde olduğu şarkıların hayranıyım.
Vakit:
14:29
Birds On Holiday
Havalar soğuyunca bazı çok akıllı kuşlar sıcak ülkelere göç ederler, onlara hep gezmek olsun tatil olsun cıkcıkcık hatta cikcikcik. Oh valla. Biz burda eylülde hırkalarımızı giyelim onlar uçsunlar gezsinler doyasıya. "diye düşünmüş olacak ki böyle şeker bir isim bulmuş isveçli ikili. Ben de her zamanki "ismi güzelse indirip dinlerim" cümlesiyle özetlenebilecek müzikal seçimlerimin yönlendirdiği gruplardan birini sizlere tanıtıcam böyle. tanıtıyorum bile. Sarışın josefin ve kumral jesper bir araya gelip, kışın camları buğulanmış arabada/dolmuşta dışarıyı izlerken beraber en iyi giden müziği yapıyorlar. çünkü kış mevsimini sevmiyor gibi yapıp yazı istiyoruz hep.
Take me to the sunshine
Who did you want to seduce
Keep what you got
Staja giden penceremden oturup dışarıyı izlemeyi çok seviyorum. Oran'da staj yaptığım için oraya giden yollar pek bir yeşillik güzel. özellikle cuma günü yağmur yağdığında gerçekten montumu özlediğimi içtenlikle hissettim.
Vakit:
01:45
02 Eylül 2006
Blogger Beta
blogger beta versiyonunu çıkarmış, ben de denedim yeni bir blog aldım şu ikamette: cloudyberry
Vakit:
21:14


