Okuduğum en etkileyici kitaplardan biri olan Patrick Süskind'in Das Parfum'u Alman yapımı olarak sinemaya uyarlandı ve hatta 14 Eylül'de gösterime girdiği yazıyor. Yakışıklı ve 80 doğumlu bir oyuncu (Ben Whishaw) oynatmışlar Jean-Baptiste Grenouille rolünde filmin çekici unsuru olarak yer alsın diye. Benim kafamdaki grenouille klişe olacak ama john malkovich idi. Çok seviyorum kötü ama dahi karakterleri john malkoviç'in oynamasını o kadar alışmışım ki gerçek hayatta onu normal sıradan bir erkek olarak görmeye katlanamam heralde.
Kitabın bende yarattığı etkilerin en önemlilerinden birisi kitap etkisi vermemesi çünkü okurken içine girebildiğim ve kafamda filmini çekebildiğim nadir kitaplardan. Kabul ediyorum ki fazla kitap okuyabilen birisi değilim şu sıralar çünkü ne okuyacağımı bilmiyorum (tavsiyelere açığım) ve de son zamanlarda okuduğum kitaplar bende yazara acıma hissi bile uyandırdı. Ve de çoğu kitabı iki üç sayfasında salak bu kitap deyip bırakıyorum pof. Herneyse, koku ismiyle çevrilen süskind'in bu kitabını herkese tavsiye ediyorum filminden önce okunmalı bence. Sanırım kitaptan öğrendiğim en aklımda kalıcı şey, bir insanın en gerçek kokusunun dirseğinin iç kısmından anlaşıldığıydı. Kitabı arkadaşımdan alıp tekrar okuyacağım. Çok zaman önce okumuştum. Çok dağınık yazıyorum. Kitabın hikayesi şöyle, dünyaya geldiği yerden beri hiç kimsenin emzirmek istemediği sevmediği bir bebek olan jean baptiste aslında bütün bebeklere has olan en önemli ve güzel özelliği, yani insanın kendine has kokusunu kendinde barındırmıyordu, bu hayalet olmaktan farksız bir özellikti onun için, aynı zamanda kokulara karşı hassasiyeti de normal insan duyarlılığından oldukça fazlaydı. Bu durum onu hem zirveye taşıdı hem de tehlikeli bir katil olmasına sebep oldu.
Trailer
17 Eylül 2006
Das Parfum
Vakit:
12:06
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



2 yorum:
yanniz su commenti verebilmek icin 12 kere falan comment seyetmek istiorum hadisesine tikladim.. hey ki hey.. ne diyecegimi unuttum son derece onemli seyler soylecegimi hatirliorum sadece neyse daha az onemli seyler soyleyeyim..
bu das parfume cok garip bir sekilde "filme cekilemez" "ah olmaz ki" tadinda bir kitap idi.. hatta soylentiye gore milos forman, stanley kubrick ve ismini gecenin birinde unuttugum charles manson tarafindan ailesi kesilen yonetmen abimiz bu filmi filme cekilemez bulup reddetmislerdi..
izlemedim ama heme bok atmak istiyorum heralde yonetmeni ki ayni zamanda run lola run in da yonetmenidir tom tykwer bu film hakkinda "oldugu kadar" demis olacak.. emin deilim.. gerci lolanin kostugu film cok farkli bir filmdi.. umarim hakettigi degeri gorur filmi ile das parfum (parfume mi yazmisim yukarda kahretsin)
ama yine de bazi kitaplarin filme cekilmemesi taraftariyim ben.. yani kitaplar ne kadar süper olsa da filmlerinin ayni tadda olmayacagini belki degisik bir tatta olacagini ama yine de kitabinin tadini vermeyecegini ve fakat filmi olan bir kitabin, kitabini daha az kisinin okuyacagini dusunuyorum. bu yüzden bazi kitaplar cekilmemeli filme.. cin ali mesela.. tamam salak bir ornekti.. uyku gerek..
Cin Ali Ve Berber Fil'in sinemaya uyarlandığında davil lynch'vari bir alakayla karşılanıp kült mertebeye erişeceği taraftarıyım ben halbuki. Bence kitapların filme çekilmesinde bir mahsur yok ben yönetmen olmadığım sürece. Yani yönetmen de belki baştan kimsenin beyenmiyceğini kabul ederek başlamıştır işe. Bu edebiyat yapıtlarının filme uyarlanmasının kişiye kazandırdığı en güzel şey "Ben kafamda daha iyi bir atmosfer / film yaratmıştım" düşüncesinin getirdiği kibir felandır.
Yorum Gönder